Ya “Ankara’dan abim geliyor”
Ya da “Ankara kar altında” kalıyordu.
Biliyorsunuz işte, hep beraber öğrenmiştik:
Armudun sapının olduğunu,
Var olduğumuzu ama kayda değer olmadığımızı,
Bir önceki saatten daha az olduğumuzu
Ve inkişâf edemediğimizi.